22 Ocak 2010 Cuma

Fenerbahçe 3 - 1 Denizlispor


Enteresan bir mücadele;
ister dolu taraftan bakıp ağır zemindeki kazanma azmini alkışlayın
ister birbirinden bu kadar kopuk olmalarını eleştirin.

İkisindede ne yüzde yüz haklı sayılırsını nede haksız.

Maç çok ağır olmasa bile belkide bir oyuncu için en zor şartlardan birinde oynandı. Eforsa kendi sınırınızın en tepesine çıkmanız lazım.

Zaten öylede oldu, herkes çok koştu herkes çok mücadele etti. Elinden geldiğince oynamaya çalıştı bu sahada da bundan daha iyisini beklemek hayal olsa gerek.

Bilica dışında da laubali olan yoktu, ex-sivaslı eline geçen büyük takımda oynama şansını tepmek için vargücüyle çalışıyor. Sivasta ciddiyetini kaybederek oynayabilirsin, son adamken çalımda atabilirsin istediğin gibi ama hedefi olan takımda oynuyorsan hatanın devamlı yapılmasının affedilmeyeceğini bilmen lazım.

Daum geldiğinden beri takımın işleyen tek kanadı var hücum anlamında. Sol taraftan gelmeye çalışan bir takım halinde, bir türlü sağdan ne istenen içe katları nede sıfıra inen oyuncuları görebiliyoruz. Sezon başında bir kaç maç Gökhanın ekstra performansı ile Kazımın oynamak istemesi dışında çok işleklik kazanamadı.

Bekir ne kadar özverili olsada önündeki Mehmet ile savunma dışında çok bir katkı yapamıyorlar. Garip olanda bu. Kayseride alıştığımız şut atan, top taşıyan, arkadaşlarını pozisyona sokan oyuncudan eser yok şuan.

Özerin ikinci yarı girdikten sonra yaptıklarının benzerini hatta daha fazlasını yapabilcek bir oyuncu olmasına rağmen bu ürkekliğin nedenini çok anlamıyorum.

Bu sahanın neden bu halde olduğunuda anlayamıyorum.:) SGL adlı hollandalı şirket ile anlaşılırken drenaj sisteminde sorun olmadığı. Sorunun çimlerin ışık görmemesi ve bu yüzden gelişimini sağlayamaması olduğu söylendi. Bugün sahadaki suyun bir türlü dışarı atılamaması aslında sadece üstte değil çimlerin altında da sorun olduğunu gösteriyor.


Görülen kartlarda komediden öteye düşündürücüydü. Luganonun, Cristianın taç çizgisinde sırtı dönük adamlara yaptıkları hareketler insanı kıllandırmıyor değil. Malum haftaya sivasa gidilecek, eksi bilmem kaç derecelerde futbol oynamak var.

Genede eğlenceli bir maç oldu bence, hava soğuktu çok yağış vardı, saha kötüydü falan ama en azından iki takımda kendini oyundan sakınmadı.

20 Ocak 2010 Çarşamba

Orta Parmak



Gecenin özeti burada gizli zaten Gareth Barry de bunu söylemiş maç sonunda.

"Carlos was the difference between the two teams,"

Meali;

"iki takımda aynı bok aralarında ki fark birinde tevez var ötekinde yok"

Gerçektende eski takımına karşı elinden geleni ardına koymadan oynadı arjantinli. İlk golden sonra eski takım kaptanı Gary Neville ile aralardında ilginç bir dialog yaşandı.

Tevez golün sevincini yaşarken Manu yedeklerinin ordan geçti, eski kaptanıda onun bu sevincine şu kare ile ortak olduğunu gösterdi.



İyi ilişki diye buna derim ben, severek ayrılmışlar.

Bakalım herhangi bir ceza alacak mı kaptan.

Yuhh Birader...

Video 16 ocak cumartesine ait, daha yeni gördüm Aurelio oynamış mı oynamamış mı diye bakarken. Kaçıran isim Betisin 28 yaşında ki ispanyol forveti Dani. Maça 80 de girdi kazma, dua etsin 1-0 bittide son dakikalarda gol yemediler.

Bunu kaçırsa kaçırsa Guiza kaçırır derdim ama başkalarıda kaçırıyormuş.

Dip not: Aurelio 90 dakika oynayıp 89 da birde sarı kart görmüş.




Buda linki...

19 Ocak 2010 Salı

Zico Kovuldu


10 Ocakta görevden alınacağına dair haberler vardı beyaz pelenin, bende şöyle bir post atmıştım. Bugün beklenen oldu ve bir başka takımla daha yolları ayrıldı.

Bakalım sırada kim var
Fenerbahçe
Bunyodkor
Cska
Olympiakos

Benim adayım Beşiktaş neden olmasın ki, Demirören yeniden kazanırsa böyle bir hamle bekliyorum açıkcası. Ziconun gittiği takımların ruh haline uygun hamle olur gibi geliyor.

Datolo


Bocada oynarken ilk seyrettiğim maçından sonra çok beğenip takip altına almıştım. Enteresan bir stili var, kalsik arjantinli kanatlardan daha savaşçı sanki almanyada yetişmiş gibi bir hali vardı.

Sonradan Napoliye transfer oldu, milli takıma seçildi falan derken. Dün bir haber okudum ki yunanistana gitmiş.

Ziconun takımı kiralamış sene sonuna kadar. Şu aralar sol açık arayan Fenerbahçeye çuk diye oturabilecek bir isimdi.

Pelesenk

Kim bilir neler neler


Geçti başından

Kimse böyle yalnız olamaz…

Anlat birer birer

Tut ellerimden

Kimse böyle küskün olamaz.



Buda videoyu göremeyenlere link...

Dentinho Efsanesi


Transfer dönemi açıldı ya illa bir kaç efsane çıkacak.

Bu dönemin efsaneside Dentinho, forumlarda yazılanlara bakılırsa süperstar. Tabi kaç kişi seyretti bilemiyorum ama kendisi hakkında verebilecek bilgiye sahibim kendimce çünkü sadece youtube'dan seyretmedim.

U-20 ve Seri A da belli sayıda maçını seyrettim.

Şöyle yazılar çıkıyor;

Sağ kanat sol kanat oynar, çok hızlı, çok teknik, yerinde durmayan sürekli koşan bir oyuncu. Arsenal, Barça peşinde falan filan.

Birincisi Dentinho kanat oyuncusu değil. Yardımcı forvet yada serbest adam oynar.

İkincisi maç içinde sürekli gidip gelen bir isim hiç değil.

Söylendiği gibi avrupanın en iyi 5 klübüde peşinde değil bu da üç.

Oldukça genç yaşta şöhret olması ve forma şansı yakalaması sebebiyle ilk çıktığı dönem ciddi anlamda izleyeni çoktu ama bir türlü beklenen o patlamayı yapamadı.

Kötü futbolcu mu?

Değil

Yetenek var mı?

Allahı var yetenekli

Peki Kazım Yetenekli değil miydi?


Neden gidişi çok fazla insanı üzmedi?

Demek ki sadece yetenek iş yapmıyor.

Dipnot:Gelecekse de bu numarayı giymesin çok laf olur:)

Yenilginin Böylesi Güzel




Aslında maçın özeti bu pozisyonda saklı,geldiğinden beri yatmakla meşgul Santos yeteneklerini biraz gösterince tadına doyum olmayan bir performans seyrettirdi bizlere.

Maç gazozunaydı falan dedik ama gerçekten izlediğimize değdi.

Benim gibi düşünen var mdır? Bilemiyorum ama sanki kupa maçları daha futbol doluydu.

En azından benim seyrettiklerim.

Takımlar daha çok kazanmayı istediler, galibiyet için daha fazla efor sarfettiler.

Dünkü maçıda aslında belki Okanı seyretme imkanı yakalarım diye izlemek istiyordum. Genç oyuncuyu seyredemedim ama sezonun en keyifli maçını seyrettim şuana kadar.

Neden Okan?

Belkide Selçuk,Ali Bilgin ve Uğru gibi futbol cahillerini seyretmekten gına gelmiş bünye böyle istiyordur. U-17 maçlarında damağımızda güzel bir tat bırakmıştı sağbek pozisyonunda bu maçda 15 dakika seyredebilmeyi umuyordum ama bu defada önüme Daum engeli çıktı.

Bu maçta Okan ile başlamak ne kaybettirirdi, Bekiri stopere çekmesi defans hattını dünkünden daha kötü mü yapardı.

İki gün önce Abdülkadiride seyrettik Beşiktaş maçında, kendi kendime soruyorum dünkü Selçuktan ne kadar kötü olabilir.

Senelik 1.5 milyon euro alıyormuş beyefendi, allah daha çok versin ama geldiğinden beri sadece bir gıdım ileri gidebilmiş bir adam tarih boyunca en uzun süre forma giymiş isim olacak muhtemelen. Formanın hakkı bu mu?

Bir diğer olay ise Uğur, o kadar kötü futbolcu ki hala Sevilla maçlarının ekmeğini yemeye devam ediyor. Onurun ne eksiği var bu adamda? Ne kaybeder bir kaç maç şans verse alman hoca. Zaten uğurun alacağı yol belli, yedeklik bile yapamayacak bir görüntüsü var ama ya Onur.

Belkide iki üç kupa yada hazırlık maçında oynaması türk futboluna yep yeni bir oyuncu kazandıracak.

Neyse ağzımın tadını bunları yazarak daha fazla bozmayayım. Ben Özer ve Santosu seyretmenin keyfi ile hatırlayayım bu maçı.

Birde enteresan kararlar veren hakemiyle. Ne kötü hakemler varmış bu ligde haberimiz yokmuş. Kuddusinin boşuna günahını almışım o kadar. Hele Luganonun bir pozisyonu yok mu Nirvana noktasıdır düdüklünün.