29 Ocak 2010 Cuma

Pelesenk

Nereden duydum bilmiyorum ama özlemişim bu şarkyı.Bu benim en beğendiğim Orhan Gencebay şarkısıdır.
 
 
Vazgeç gönlüm sen bu aşktan,Sana kıymet veren mi var.

Link...

28 Ocak 2010 Perşembe

Köyümüze Geri Dönelim


Santos resmi sitesinden resim, Robinho ile anlaşma sağladıklarına dair. 4 Ağustos tarihine kadar eski klübünde olacakmış.

City'de dua ediyordur dünya kupasında iyi bir performans göstersinde satabilelim diye. Neymar içinde iyi bir rol model, şu beş aylık zaman diliminde beraber idman yapmaları bile çok şey öğrenmesine sebeb olabilir.

Seri A da hiç olmadığı kadar büyük isimlerle dolu. Adriano, Love,Ronaldo,Carlos,Robinho. Güzel bir altı ay geçirecek brezilya ligi aşıkları.

Van Christian Maggio

Napolili Maggionun Livornoya attığı golün postunu atmıştık buda Van Basten'in golü ile eş zamanlı videosu.

Link...

25 Ocak 2010 Pazartesi

Van Basten'in Kopyası

Hafta sonu italya liginde öyle bir gol atıldı ki, daha önce ne goldü be köşesinde Van Bastenin Dasaeve attığı golü anlatmıştık.

Bu hafta Napolili Maggio Livornoya neredeyse kopyasını attı. Sol ayaklı olmasına rağmen sağ ayağının üstüyle müthiş vurmuş. Kaleci ne yapsın arkadaş bu vuruşa

Seyret seyret doymazsın. Futbol bu anlar için bu kadar çok seviliyor galiba.

Buda göremeyene link...


Tükürdüğünü Yalamak


Bunuda gördük ya tebrik etmek istiyorum hocasından başkanına kadar emeği geçen herkesi. Kadro dışı bırakıp klüp bulmasını istedikleri adamı savunmaya transfer yapamadıkları için affettiler.

Madem suçu affedilecek kadar küçük neden klüp bulmasını yoksa tek başına idmana çıkacağını söylüyorsun.

Önder oynasa ne olur oynamasa ne olur?

Bir maçta alınacak üç puan daha mı önemli tükürdüğünüz yalayıp kendinizi ve klübünüzü küçük düşürmekten.

Ayakta alkışlanacak! işler yapıyorlar valla. Transfer dönemi bitmek üzere 40 gündür transfer yapacağız diyip oyalamaları değil böyle hareketler gözden düşmenize sebeb oluyor.

Eee Kazım klüp bulamasaydı ne olacaktı onuda mı affedecektiniz.

Önderin yerinde olsam gurur yapar tek başıma idmana çıkmaya devam ederdim. Büyüklerinin gösteremediği iradeyi onlara gösterirdim.

Sami Hyypiä



Dün seyrettiğim bir diğer maçta Hoffenheim-Leverkusen maçıydı. Bu karede açılış golünden. Finli ex-kop sami ayağını uzatıyor ve kaleci Hildebrand'ın bacaklarının arasındaki örümcek ayığı alıyor.

Bu gol perdeyi açtığı gibi Bayer'in ligde en fazla gol atan takım ünvanınıda ele geçirmesini  sağlıyor. İyi takım kurmuşlar ne Magaht'ın Shalkesi gibi defans ağırlıklı(ligin en az gol yiyen takımı Bayer ile beraber=15) nede sırf hücum takımı (ligin en çok gol atan takımı=42).

Herşeyden yapıyorlar, çok koşuyorlar çok mücadele ediyorlar ama aynı zamanda pasıda iyi beceriyorlar. Son attıkları golde zaten takımın karakterini fazlasıyla gösteriyor. Seyretmeye değer bir goldü.(50. snden sonra başlıyor)




Buda linki...

Hakem'e Bir Milan'a İki


Maçın skorunu sol eli kırmızı kart sayısınıda da sağ eliyle göstererek özeti geçiyor Mou.

Pazar gününün finalini gerçekten güzel yaptık bu maçla.

Kar yüzünden yollar tıkalıyken bütün hafta çalışan bünyeyi pazar günü ancak dinlendirebildik. Zaten bir futbol severi doyuracak maç adedi fazlasıyla vardı.

Trabzon maçıyla başlayıp Arsenal maçıyla devam ettikten sonra Leverkusen maçı, Galatasaray maçı derken finali İnter maçıyla yaptım. Arada göz ucuyla Cezayir-Fildişi maçınada baktım. Hatta bir ara Real maçına da geçiş yaptım.

Bütün önemli anları yakalamam (Ronaldonun golleri, kırmızı kartı, Keitanın füzesi, Cezayirin geri dönüşü falan) ayrıca hoşuma gitti.

Bitirişi böyle bir maçla yapmakta kaymağı oldu günün.

Bir italya ligi maçından çok premier lig temposuyla başladı derbi. Belki inter on kişi kalmasa  daha güzel bir maç olacaktı ama olsun bu yeter de artar bile.

Fark 9 puana çıktı liginde hafiften havası kaçtı, Mourinhoda demecinde onu belirtmiş zaten.

Şimdi asıl hedef Chelsea maçları büyük hoca için bakalım neler yapacak takımı.

Korkunç


Dün gecenin en korkunç manzarası, Deportivo sol beki Felipe Luis kariyerinin şuana kadarki en talihsiz anlarından birini yaşadı. 49. dakikada takımını öne geçiren golü attı Bilbao karşısında ama rakip kaleci Iraizoz'un sağ ayağının üzerine düşmesi sonrası fibula ve bilek kemiği kırıldı.

6 ay formadan uzak kalacağı söyleniyor, milli forma için Santos ile çekişiyordu dünya kupasına gidebilmek için.  Yıllar önce uche'nin ayağının kırılmasına benzeyen bir pozisyon tabi daha felipe sakız çiğneyerek olayı soğuk kanlılıkla karşılayamamış.

Kaldıramayacak olan seyretmesin.




22 Ocak 2010 Cuma

Fenerbahçe 3 - 1 Denizlispor


Enteresan bir mücadele;
ister dolu taraftan bakıp ağır zemindeki kazanma azmini alkışlayın
ister birbirinden bu kadar kopuk olmalarını eleştirin.

İkisindede ne yüzde yüz haklı sayılırsını nede haksız.

Maç çok ağır olmasa bile belkide bir oyuncu için en zor şartlardan birinde oynandı. Eforsa kendi sınırınızın en tepesine çıkmanız lazım.

Zaten öylede oldu, herkes çok koştu herkes çok mücadele etti. Elinden geldiğince oynamaya çalıştı bu sahada da bundan daha iyisini beklemek hayal olsa gerek.

Bilica dışında da laubali olan yoktu, ex-sivaslı eline geçen büyük takımda oynama şansını tepmek için vargücüyle çalışıyor. Sivasta ciddiyetini kaybederek oynayabilirsin, son adamken çalımda atabilirsin istediğin gibi ama hedefi olan takımda oynuyorsan hatanın devamlı yapılmasının affedilmeyeceğini bilmen lazım.

Daum geldiğinden beri takımın işleyen tek kanadı var hücum anlamında. Sol taraftan gelmeye çalışan bir takım halinde, bir türlü sağdan ne istenen içe katları nede sıfıra inen oyuncuları görebiliyoruz. Sezon başında bir kaç maç Gökhanın ekstra performansı ile Kazımın oynamak istemesi dışında çok işleklik kazanamadı.

Bekir ne kadar özverili olsada önündeki Mehmet ile savunma dışında çok bir katkı yapamıyorlar. Garip olanda bu. Kayseride alıştığımız şut atan, top taşıyan, arkadaşlarını pozisyona sokan oyuncudan eser yok şuan.

Özerin ikinci yarı girdikten sonra yaptıklarının benzerini hatta daha fazlasını yapabilcek bir oyuncu olmasına rağmen bu ürkekliğin nedenini çok anlamıyorum.

Bu sahanın neden bu halde olduğunuda anlayamıyorum.:) SGL adlı hollandalı şirket ile anlaşılırken drenaj sisteminde sorun olmadığı. Sorunun çimlerin ışık görmemesi ve bu yüzden gelişimini sağlayamaması olduğu söylendi. Bugün sahadaki suyun bir türlü dışarı atılamaması aslında sadece üstte değil çimlerin altında da sorun olduğunu gösteriyor.


Görülen kartlarda komediden öteye düşündürücüydü. Luganonun, Cristianın taç çizgisinde sırtı dönük adamlara yaptıkları hareketler insanı kıllandırmıyor değil. Malum haftaya sivasa gidilecek, eksi bilmem kaç derecelerde futbol oynamak var.

Genede eğlenceli bir maç oldu bence, hava soğuktu çok yağış vardı, saha kötüydü falan ama en azından iki takımda kendini oyundan sakınmadı.

20 Ocak 2010 Çarşamba

Orta Parmak



Gecenin özeti burada gizli zaten Gareth Barry de bunu söylemiş maç sonunda.

"Carlos was the difference between the two teams,"

Meali;

"iki takımda aynı bok aralarında ki fark birinde tevez var ötekinde yok"

Gerçektende eski takımına karşı elinden geleni ardına koymadan oynadı arjantinli. İlk golden sonra eski takım kaptanı Gary Neville ile aralardında ilginç bir dialog yaşandı.

Tevez golün sevincini yaşarken Manu yedeklerinin ordan geçti, eski kaptanıda onun bu sevincine şu kare ile ortak olduğunu gösterdi.



İyi ilişki diye buna derim ben, severek ayrılmışlar.

Bakalım herhangi bir ceza alacak mı kaptan.

Yuhh Birader...

Video 16 ocak cumartesine ait, daha yeni gördüm Aurelio oynamış mı oynamamış mı diye bakarken. Kaçıran isim Betisin 28 yaşında ki ispanyol forveti Dani. Maça 80 de girdi kazma, dua etsin 1-0 bittide son dakikalarda gol yemediler.

Bunu kaçırsa kaçırsa Guiza kaçırır derdim ama başkalarıda kaçırıyormuş.

Dip not: Aurelio 90 dakika oynayıp 89 da birde sarı kart görmüş.




Buda linki...

19 Ocak 2010 Salı

Zico Kovuldu


10 Ocakta görevden alınacağına dair haberler vardı beyaz pelenin, bende şöyle bir post atmıştım. Bugün beklenen oldu ve bir başka takımla daha yolları ayrıldı.

Bakalım sırada kim var
Fenerbahçe
Bunyodkor
Cska
Olympiakos

Benim adayım Beşiktaş neden olmasın ki, Demirören yeniden kazanırsa böyle bir hamle bekliyorum açıkcası. Ziconun gittiği takımların ruh haline uygun hamle olur gibi geliyor.

Datolo


Bocada oynarken ilk seyrettiğim maçından sonra çok beğenip takip altına almıştım. Enteresan bir stili var, kalsik arjantinli kanatlardan daha savaşçı sanki almanyada yetişmiş gibi bir hali vardı.

Sonradan Napoliye transfer oldu, milli takıma seçildi falan derken. Dün bir haber okudum ki yunanistana gitmiş.

Ziconun takımı kiralamış sene sonuna kadar. Şu aralar sol açık arayan Fenerbahçeye çuk diye oturabilecek bir isimdi.

Pelesenk

Kim bilir neler neler


Geçti başından

Kimse böyle yalnız olamaz…

Anlat birer birer

Tut ellerimden

Kimse böyle küskün olamaz.



Buda videoyu göremeyenlere link...

Dentinho Efsanesi


Transfer dönemi açıldı ya illa bir kaç efsane çıkacak.

Bu dönemin efsaneside Dentinho, forumlarda yazılanlara bakılırsa süperstar. Tabi kaç kişi seyretti bilemiyorum ama kendisi hakkında verebilecek bilgiye sahibim kendimce çünkü sadece youtube'dan seyretmedim.

U-20 ve Seri A da belli sayıda maçını seyrettim.

Şöyle yazılar çıkıyor;

Sağ kanat sol kanat oynar, çok hızlı, çok teknik, yerinde durmayan sürekli koşan bir oyuncu. Arsenal, Barça peşinde falan filan.

Birincisi Dentinho kanat oyuncusu değil. Yardımcı forvet yada serbest adam oynar.

İkincisi maç içinde sürekli gidip gelen bir isim hiç değil.

Söylendiği gibi avrupanın en iyi 5 klübüde peşinde değil bu da üç.

Oldukça genç yaşta şöhret olması ve forma şansı yakalaması sebebiyle ilk çıktığı dönem ciddi anlamda izleyeni çoktu ama bir türlü beklenen o patlamayı yapamadı.

Kötü futbolcu mu?

Değil

Yetenek var mı?

Allahı var yetenekli

Peki Kazım Yetenekli değil miydi?


Neden gidişi çok fazla insanı üzmedi?

Demek ki sadece yetenek iş yapmıyor.

Dipnot:Gelecekse de bu numarayı giymesin çok laf olur:)

Yenilginin Böylesi Güzel




Aslında maçın özeti bu pozisyonda saklı,geldiğinden beri yatmakla meşgul Santos yeteneklerini biraz gösterince tadına doyum olmayan bir performans seyrettirdi bizlere.

Maç gazozunaydı falan dedik ama gerçekten izlediğimize değdi.

Benim gibi düşünen var mdır? Bilemiyorum ama sanki kupa maçları daha futbol doluydu.

En azından benim seyrettiklerim.

Takımlar daha çok kazanmayı istediler, galibiyet için daha fazla efor sarfettiler.

Dünkü maçıda aslında belki Okanı seyretme imkanı yakalarım diye izlemek istiyordum. Genç oyuncuyu seyredemedim ama sezonun en keyifli maçını seyrettim şuana kadar.

Neden Okan?

Belkide Selçuk,Ali Bilgin ve Uğru gibi futbol cahillerini seyretmekten gına gelmiş bünye böyle istiyordur. U-17 maçlarında damağımızda güzel bir tat bırakmıştı sağbek pozisyonunda bu maçda 15 dakika seyredebilmeyi umuyordum ama bu defada önüme Daum engeli çıktı.

Bu maçta Okan ile başlamak ne kaybettirirdi, Bekiri stopere çekmesi defans hattını dünkünden daha kötü mü yapardı.

İki gün önce Abdülkadiride seyrettik Beşiktaş maçında, kendi kendime soruyorum dünkü Selçuktan ne kadar kötü olabilir.

Senelik 1.5 milyon euro alıyormuş beyefendi, allah daha çok versin ama geldiğinden beri sadece bir gıdım ileri gidebilmiş bir adam tarih boyunca en uzun süre forma giymiş isim olacak muhtemelen. Formanın hakkı bu mu?

Bir diğer olay ise Uğur, o kadar kötü futbolcu ki hala Sevilla maçlarının ekmeğini yemeye devam ediyor. Onurun ne eksiği var bu adamda? Ne kaybeder bir kaç maç şans verse alman hoca. Zaten uğurun alacağı yol belli, yedeklik bile yapamayacak bir görüntüsü var ama ya Onur.

Belkide iki üç kupa yada hazırlık maçında oynaması türk futboluna yep yeni bir oyuncu kazandıracak.

Neyse ağzımın tadını bunları yazarak daha fazla bozmayayım. Ben Özer ve Santosu seyretmenin keyfi ile hatırlayayım bu maçı.

Birde enteresan kararlar veren hakemiyle. Ne kötü hakemler varmış bu ligde haberimiz yokmuş. Kuddusinin boşuna günahını almışım o kadar. Hele Luganonun bir pozisyonu yok mu Nirvana noktasıdır düdüklünün.

15 Ocak 2010 Cuma

İstifa




Basketbolumuza 2010 masalı anlatan süper ikili, birde kankaları var Mahmut diye. O da gelse hafif yanık teniyle tam otururmuş şu fotoğrafa.

Futbolumuza Kalite


Malum yayın ihalesi sonuçlandı ve Digitürk 321 milyon dolar bedelle süperligin yayın hakkının 4+1 yıl daha sahibi oldu.

Ağızlardan dökülen kelimeler ise bir anda değişti.

Önceden yayıncı kuruluşun züper ikilisi şundan yakınıyordu. "Ligimiz kalitesiz, 180 milyon dolar etmez".

Yaklaşık 2 senedir maraton yada diğer ligtv programlarında sürekli bu konuya vurgu yapıldı. Özellikle programın Şansal kanadı bu tezi o kadar sık gündeme getirmeye başladı ki bu günleri görmeyi umuyordum.

30 ağustos 2009 günü şunu kaleme almış sayın büyüka.
"Hükümetin  memura %2 zam önerdiği, Türkiye'nin % 13 ile Cumhuriyet tarihinin en derin küçülmesini yaşadığı, dünyanın global krizle çalkalandığı bir ortamda, yaklaşan yayın ihalesi için % 200'e varan, akıl dışı zamlar, artışlar konuşuluyor."

2 Ağustos günü ise yazdığı yazı daha felaket isteyen şurdan okuyabilir...

Şimdi madde madde gidelim cevap vermek için.
1-)"Türkiye'de son 25 yılda sadece üç büyükler şampiyon olurken, bu sayı Fransa ve İtalya için 8 takıma, İspanya ve Almanya için 7 takıma, İngiltere için de 6 takıma çıkıyor. Anlayacağınız Türkiye'de rekabetçi bir lig oynanmıyor. Son 25 yıldır, üç büyüklerden birinin şampiyonluğuyla biteceği ezberlenen, yani sonucu daha başlangıçta belli olan, rekabetten çok uzak bir lig oynanıyor. Bu da futbol seyircisini, futbol abonesini son derece olumsuz etkiliyor."

Sormazlar mı İngiltere, İtalya Almanya ve Fransada son 10 senede kaç takım şampiyon olmuş diye.

İngilterede son 18 sezonda 3 şampiyon var sadece.

Fransa da 10 senede sadece 3 şampiyon var ki diğer bütün büyük  liglerin aksine çok şampiyon olan takım geçmişi olan bir ülkedir.

Almanya da 14 senedir 5 şampiyon var ki ikisi mucize şampiyonluklar onları çıkartsak 3 değişik takım arasında bölünecek.

İtalya da son 20 senede 5 şampiyon var biri Lazionun efsane kadrosuyla aldığı ve sonrada battığı.Öteki ise Romanın kazandığı. Onun dışında geriye kalan 18 şampiyonluk 3 takım arasında bölünmüş.

Demek ki bu birtek bizim değil bütün büyük liglerin ortak sorunu. İşin içine maddi güç girince büyükler dahada büyük olmuşlar ve onların yerini almak dahada zorlaşmış.

2-"Türkcell Süper Lig'in uluslararası bir değeri yok. Bugün İngiltere, İspanya, İtalya, Almanya ve Fransa liginin yayıncı kuruluşları uluslararası satışlardan büyük para kazanıyorlar."

Peki bakan yokta siz bakmaları için kaç para istiyorsunuz? Hiç tanınması için yurt dışına bedava vermeyi düşündünüz mü özet görüntüleri.


2003 sezonunda çok iyi hatırlıyorum eurosport TSL özetlerini veriyordu. Bende mutluluk duyuyordum fakat sonradan öğrendik ki yayıncı kuruluş para isteyince vazgeçmişler. O zaman önce promosyon ürün vereceksiniz, malzemenizi tanıtacaksınız sonra para düşüneceksiniz.



En komik olan ise bu madde.

3-"Düşünün, Dünya şampiyonluğunu kazanmış, defalarca final oynamış, kulüp takımları Avrupa kupalarında finalleri, yarı finalleri alışkanlık haline getirmiş Hollanda'da, Avrupa şampiyonluğu kazanmış Yunanistan'da, yine Avrupa şampiyonlarından Danimarka'da, futbolda marka olmuş Norveç'te, İsveç'te, İsviçre'de yayına ödenen paralar, Türkiye'de ödenen paraların çok ama çok gerisinde. Son ve çok taze bir örnek vermek gerekirse, Türkiye Ligi'nin Şampiyonlar Ligi'ne gönderdiği Sivasspor'a beş gol atan Anderlecht'in oynadığı Belçika liginde yayına ödenen yıllık ücret sadece 46 milyon dolar. Yazıyla belirteyim (Kırkaltı milyon dolar.) Bu rakam Hollanda'da 90 milyon dolar, Portekiz'de 44, Yunanistan'da 38, Norveç'te 31 milyon dolar. İsveç, İsviçre, Danimarka gibi ülkelerde daha da az. Ama bu ülke takımlarının uluslararası başarıları, bizim takımlardan çok daha fazla."

Şimdi bu maddeye nereden girsem elimde kalıyor. Sen milli takım yayın hakkını mı alıyorsun kardeşim. Ülkenin fifa da 28 uefa da 11. olması seni neden ırgalar. Milli takımın başarılı olur yada olmaz o futbolun içinde bir olaydır.ki bu yazı yazılmadan 1 sene önce Avrupa üçüncüsü bir milli takıma sahiptik. Neredeydi Belçika,Hollanda,Yunanistan, Danimarka ve büyük futbol ülkesi Norveç.

Evlerinde bizi seyrediyorlardı.

Peki bu ülkelerin nüfusu kaçtır. Futbol liglerinin büyüklükleri nedir. Hep şunu duymaz mıyız, norveç takımından kaç adam alırsın Galatasaray'a. Rosenborg'tan bir oyuncu almam Fenere.

Eeee neden bunu savunuyorsunuz o zaman, demek ki adamların takımları kaliteli değil. Bu yüzdende ligleri para etmiyor. Reklam gelirleri maddi olarak bizim kadar kazançlı değil.

Bütün bunları şansal bey savunurken Digitürk genel müdürü de 214 milyon dolarlık başlangıç bedelinin fazla olduğunu söylüyordu. Sonuç ortada 321 milyon dolar verdiler tam107 milyon dolarlık bir artış söz konusu net parada. Vergisi, TFF bedeli hariç.


Madem pahalı girmeseydiniz kardeşim rest çekseydiniz. Değmez deseydiniz ne değişti de parton'u da masaya oturtup ihaleyi aldınız.

Yoksa bu işten elde ettiğiniz gelir tatlı mı geldi de insanları uyutmaya çalışıyorsunuz. Ben çalıştığım kurumda satılan ürün için asla değersiz, o kadar para etmez demedim. Sizde biraz işinize saygı duyuyorsanız, müşteriniz olan biz izleyicilere saygı duyuyorsanız artık bu ürünü kötülemeyin.

Tuvalet kağıdı ile ölçüm rezaletine girişmeyin, içkili yayına çıkmayın. Sizin için ürün olan futbolun sahibi kulüpler ile kavga etmeyin. Mümkünse bu parayı nasıl kazanacağınızı düşünüp baştan saygıyı insanlardan esirgemeyin.


Aziz Yıldırım fotoğrafıda aslında Şansal beye gitsin, 400 demişti vergilerle 400'ü geçti :).
Kulüplerimiz yatsın kalksın dua etsinler bu miktarı görebildikleri için.

12 Ocak 2010 Salı

Avatar F.C.


Flamengo kalecisi Bruno

R. Carlos

Marcelinho

Ronaldo

Yeni Kontrat


Efendim bu poponun sahibi hanımefendinin nike ile yeni kontrat imzladı haberi düşmüş yabancı basına. Önümüzdeki 8 sene için 70 milyon dolar alacakmış anlaşma karşılığında.

Güzel para valla, güle güle harcasın.

Popo kime mi ait?

Tabiki Maria, başka kim olabilir


Neden başka resim koymadım diye düşündüm ama bu yeteri kadar güzel blog için