19 Ocak 2010 Salı

Pelesenk

Kim bilir neler neler


Geçti başından

Kimse böyle yalnız olamaz…

Anlat birer birer

Tut ellerimden

Kimse böyle küskün olamaz.



Buda videoyu göremeyenlere link...

Dentinho Efsanesi


Transfer dönemi açıldı ya illa bir kaç efsane çıkacak.

Bu dönemin efsaneside Dentinho, forumlarda yazılanlara bakılırsa süperstar. Tabi kaç kişi seyretti bilemiyorum ama kendisi hakkında verebilecek bilgiye sahibim kendimce çünkü sadece youtube'dan seyretmedim.

U-20 ve Seri A da belli sayıda maçını seyrettim.

Şöyle yazılar çıkıyor;

Sağ kanat sol kanat oynar, çok hızlı, çok teknik, yerinde durmayan sürekli koşan bir oyuncu. Arsenal, Barça peşinde falan filan.

Birincisi Dentinho kanat oyuncusu değil. Yardımcı forvet yada serbest adam oynar.

İkincisi maç içinde sürekli gidip gelen bir isim hiç değil.

Söylendiği gibi avrupanın en iyi 5 klübüde peşinde değil bu da üç.

Oldukça genç yaşta şöhret olması ve forma şansı yakalaması sebebiyle ilk çıktığı dönem ciddi anlamda izleyeni çoktu ama bir türlü beklenen o patlamayı yapamadı.

Kötü futbolcu mu?

Değil

Yetenek var mı?

Allahı var yetenekli

Peki Kazım Yetenekli değil miydi?


Neden gidişi çok fazla insanı üzmedi?

Demek ki sadece yetenek iş yapmıyor.

Dipnot:Gelecekse de bu numarayı giymesin çok laf olur:)

Yenilginin Böylesi Güzel




Aslında maçın özeti bu pozisyonda saklı,geldiğinden beri yatmakla meşgul Santos yeteneklerini biraz gösterince tadına doyum olmayan bir performans seyrettirdi bizlere.

Maç gazozunaydı falan dedik ama gerçekten izlediğimize değdi.

Benim gibi düşünen var mdır? Bilemiyorum ama sanki kupa maçları daha futbol doluydu.

En azından benim seyrettiklerim.

Takımlar daha çok kazanmayı istediler, galibiyet için daha fazla efor sarfettiler.

Dünkü maçıda aslında belki Okanı seyretme imkanı yakalarım diye izlemek istiyordum. Genç oyuncuyu seyredemedim ama sezonun en keyifli maçını seyrettim şuana kadar.

Neden Okan?

Belkide Selçuk,Ali Bilgin ve Uğru gibi futbol cahillerini seyretmekten gına gelmiş bünye böyle istiyordur. U-17 maçlarında damağımızda güzel bir tat bırakmıştı sağbek pozisyonunda bu maçda 15 dakika seyredebilmeyi umuyordum ama bu defada önüme Daum engeli çıktı.

Bu maçta Okan ile başlamak ne kaybettirirdi, Bekiri stopere çekmesi defans hattını dünkünden daha kötü mü yapardı.

İki gün önce Abdülkadiride seyrettik Beşiktaş maçında, kendi kendime soruyorum dünkü Selçuktan ne kadar kötü olabilir.

Senelik 1.5 milyon euro alıyormuş beyefendi, allah daha çok versin ama geldiğinden beri sadece bir gıdım ileri gidebilmiş bir adam tarih boyunca en uzun süre forma giymiş isim olacak muhtemelen. Formanın hakkı bu mu?

Bir diğer olay ise Uğur, o kadar kötü futbolcu ki hala Sevilla maçlarının ekmeğini yemeye devam ediyor. Onurun ne eksiği var bu adamda? Ne kaybeder bir kaç maç şans verse alman hoca. Zaten uğurun alacağı yol belli, yedeklik bile yapamayacak bir görüntüsü var ama ya Onur.

Belkide iki üç kupa yada hazırlık maçında oynaması türk futboluna yep yeni bir oyuncu kazandıracak.

Neyse ağzımın tadını bunları yazarak daha fazla bozmayayım. Ben Özer ve Santosu seyretmenin keyfi ile hatırlayayım bu maçı.

Birde enteresan kararlar veren hakemiyle. Ne kötü hakemler varmış bu ligde haberimiz yokmuş. Kuddusinin boşuna günahını almışım o kadar. Hele Luganonun bir pozisyonu yok mu Nirvana noktasıdır düdüklünün.

15 Ocak 2010 Cuma

İstifa




Basketbolumuza 2010 masalı anlatan süper ikili, birde kankaları var Mahmut diye. O da gelse hafif yanık teniyle tam otururmuş şu fotoğrafa.

Futbolumuza Kalite


Malum yayın ihalesi sonuçlandı ve Digitürk 321 milyon dolar bedelle süperligin yayın hakkının 4+1 yıl daha sahibi oldu.

Ağızlardan dökülen kelimeler ise bir anda değişti.

Önceden yayıncı kuruluşun züper ikilisi şundan yakınıyordu. "Ligimiz kalitesiz, 180 milyon dolar etmez".

Yaklaşık 2 senedir maraton yada diğer ligtv programlarında sürekli bu konuya vurgu yapıldı. Özellikle programın Şansal kanadı bu tezi o kadar sık gündeme getirmeye başladı ki bu günleri görmeyi umuyordum.

30 ağustos 2009 günü şunu kaleme almış sayın büyüka.
"Hükümetin  memura %2 zam önerdiği, Türkiye'nin % 13 ile Cumhuriyet tarihinin en derin küçülmesini yaşadığı, dünyanın global krizle çalkalandığı bir ortamda, yaklaşan yayın ihalesi için % 200'e varan, akıl dışı zamlar, artışlar konuşuluyor."

2 Ağustos günü ise yazdığı yazı daha felaket isteyen şurdan okuyabilir...

Şimdi madde madde gidelim cevap vermek için.
1-)"Türkiye'de son 25 yılda sadece üç büyükler şampiyon olurken, bu sayı Fransa ve İtalya için 8 takıma, İspanya ve Almanya için 7 takıma, İngiltere için de 6 takıma çıkıyor. Anlayacağınız Türkiye'de rekabetçi bir lig oynanmıyor. Son 25 yıldır, üç büyüklerden birinin şampiyonluğuyla biteceği ezberlenen, yani sonucu daha başlangıçta belli olan, rekabetten çok uzak bir lig oynanıyor. Bu da futbol seyircisini, futbol abonesini son derece olumsuz etkiliyor."

Sormazlar mı İngiltere, İtalya Almanya ve Fransada son 10 senede kaç takım şampiyon olmuş diye.

İngilterede son 18 sezonda 3 şampiyon var sadece.

Fransa da 10 senede sadece 3 şampiyon var ki diğer bütün büyük  liglerin aksine çok şampiyon olan takım geçmişi olan bir ülkedir.

Almanya da 14 senedir 5 şampiyon var ki ikisi mucize şampiyonluklar onları çıkartsak 3 değişik takım arasında bölünecek.

İtalya da son 20 senede 5 şampiyon var biri Lazionun efsane kadrosuyla aldığı ve sonrada battığı.Öteki ise Romanın kazandığı. Onun dışında geriye kalan 18 şampiyonluk 3 takım arasında bölünmüş.

Demek ki bu birtek bizim değil bütün büyük liglerin ortak sorunu. İşin içine maddi güç girince büyükler dahada büyük olmuşlar ve onların yerini almak dahada zorlaşmış.

2-"Türkcell Süper Lig'in uluslararası bir değeri yok. Bugün İngiltere, İspanya, İtalya, Almanya ve Fransa liginin yayıncı kuruluşları uluslararası satışlardan büyük para kazanıyorlar."

Peki bakan yokta siz bakmaları için kaç para istiyorsunuz? Hiç tanınması için yurt dışına bedava vermeyi düşündünüz mü özet görüntüleri.


2003 sezonunda çok iyi hatırlıyorum eurosport TSL özetlerini veriyordu. Bende mutluluk duyuyordum fakat sonradan öğrendik ki yayıncı kuruluş para isteyince vazgeçmişler. O zaman önce promosyon ürün vereceksiniz, malzemenizi tanıtacaksınız sonra para düşüneceksiniz.



En komik olan ise bu madde.

3-"Düşünün, Dünya şampiyonluğunu kazanmış, defalarca final oynamış, kulüp takımları Avrupa kupalarında finalleri, yarı finalleri alışkanlık haline getirmiş Hollanda'da, Avrupa şampiyonluğu kazanmış Yunanistan'da, yine Avrupa şampiyonlarından Danimarka'da, futbolda marka olmuş Norveç'te, İsveç'te, İsviçre'de yayına ödenen paralar, Türkiye'de ödenen paraların çok ama çok gerisinde. Son ve çok taze bir örnek vermek gerekirse, Türkiye Ligi'nin Şampiyonlar Ligi'ne gönderdiği Sivasspor'a beş gol atan Anderlecht'in oynadığı Belçika liginde yayına ödenen yıllık ücret sadece 46 milyon dolar. Yazıyla belirteyim (Kırkaltı milyon dolar.) Bu rakam Hollanda'da 90 milyon dolar, Portekiz'de 44, Yunanistan'da 38, Norveç'te 31 milyon dolar. İsveç, İsviçre, Danimarka gibi ülkelerde daha da az. Ama bu ülke takımlarının uluslararası başarıları, bizim takımlardan çok daha fazla."

Şimdi bu maddeye nereden girsem elimde kalıyor. Sen milli takım yayın hakkını mı alıyorsun kardeşim. Ülkenin fifa da 28 uefa da 11. olması seni neden ırgalar. Milli takımın başarılı olur yada olmaz o futbolun içinde bir olaydır.ki bu yazı yazılmadan 1 sene önce Avrupa üçüncüsü bir milli takıma sahiptik. Neredeydi Belçika,Hollanda,Yunanistan, Danimarka ve büyük futbol ülkesi Norveç.

Evlerinde bizi seyrediyorlardı.

Peki bu ülkelerin nüfusu kaçtır. Futbol liglerinin büyüklükleri nedir. Hep şunu duymaz mıyız, norveç takımından kaç adam alırsın Galatasaray'a. Rosenborg'tan bir oyuncu almam Fenere.

Eeee neden bunu savunuyorsunuz o zaman, demek ki adamların takımları kaliteli değil. Bu yüzdende ligleri para etmiyor. Reklam gelirleri maddi olarak bizim kadar kazançlı değil.

Bütün bunları şansal bey savunurken Digitürk genel müdürü de 214 milyon dolarlık başlangıç bedelinin fazla olduğunu söylüyordu. Sonuç ortada 321 milyon dolar verdiler tam107 milyon dolarlık bir artış söz konusu net parada. Vergisi, TFF bedeli hariç.


Madem pahalı girmeseydiniz kardeşim rest çekseydiniz. Değmez deseydiniz ne değişti de parton'u da masaya oturtup ihaleyi aldınız.

Yoksa bu işten elde ettiğiniz gelir tatlı mı geldi de insanları uyutmaya çalışıyorsunuz. Ben çalıştığım kurumda satılan ürün için asla değersiz, o kadar para etmez demedim. Sizde biraz işinize saygı duyuyorsanız, müşteriniz olan biz izleyicilere saygı duyuyorsanız artık bu ürünü kötülemeyin.

Tuvalet kağıdı ile ölçüm rezaletine girişmeyin, içkili yayına çıkmayın. Sizin için ürün olan futbolun sahibi kulüpler ile kavga etmeyin. Mümkünse bu parayı nasıl kazanacağınızı düşünüp baştan saygıyı insanlardan esirgemeyin.


Aziz Yıldırım fotoğrafıda aslında Şansal beye gitsin, 400 demişti vergilerle 400'ü geçti :).
Kulüplerimiz yatsın kalksın dua etsinler bu miktarı görebildikleri için.

12 Ocak 2010 Salı

Avatar F.C.


Flamengo kalecisi Bruno

R. Carlos

Marcelinho

Ronaldo

Yeni Kontrat


Efendim bu poponun sahibi hanımefendinin nike ile yeni kontrat imzladı haberi düşmüş yabancı basına. Önümüzdeki 8 sene için 70 milyon dolar alacakmış anlaşma karşılığında.

Güzel para valla, güle güle harcasın.

Popo kime mi ait?

Tabiki Maria, başka kim olabilir


Neden başka resim koymadım diye düşündüm ama bu yeteri kadar güzel blog için

11 Ocak 2010 Pazartesi

Yemleme


Yeni sezonda yabancı bir kaleci transfer etmek isteyen Galatasaray, Liverpool’un Kamerun asıllı Fransız kalecisi Charles Itandje’yi, İstanbul’a getirdi.

Daha sonra ilgilenilen Liverpoolu oyuncunun Kewell olduğu ortaya çıkmıştı. İtandje iyi bir paravan oldu basına.



G.Saray, Brezilya milli takımının yıldız futbolcusu Juninho Pernambucano ile 3 yıllığına tam 12 milyon Euro’ya söz kesti...

Şapkadan bu defada Baros çıktı,yemi yutan çok oldu.







Futbol Şube Sorumlusu Haldun Üstünel, 4 gündür transferi için uğraş verdiği Benin asıllı Fransız futbolcunun transferinde sona yaklaştı... 



Sonradan gördük ki Govou Keitaya perdelemeye çıkarılmış bir isimmiş.


Şimdi ki haberler Ruud Van Nistelroy hakkında, bakalım bu defa da yem mi yoksa gerçek mi?

Benim düşüncem yem ve düşünülen isim ya Metzelder yada Gago.

İçimden Gelen





Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam;
Seni özlediğim içindir.
Beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni;
Seni özlediğim içindir.
Yaşıyorsam; içimde umut varsa,
Yine seni özlediğim içindir.

Seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki!

10 Ocak 2010 Pazar

Güzel İnsan



Elvis'in doğum gününü geçtik onu Tori Praver'in bu güzel fotoğrafı ve Elvisin unutulmaz şarkısıyla kutlamış olalım.

Bu reklamıda hep sevmişimdir, şarkıda dediği gibi kralın "a little less conversation, a little more action please"



müzik - elvis presley a little less conversation orjinal k | izlesene.com

Zevkten 4 Köşe

 



Son dakikada gelen 4-3 lük galibiyete jose'nin tepkisi. Dil ne alaka anlamadım ama Mourinho bu ne yapsa yeridir.

Zico

Geçen hafta Zico'nun komşuda kovulmak üzere olduğu haberleri çıktı basında bol bol. Bunu okuduktan sonra Türkiyedeki ilk senesi geldi aklıma. Aynı tarz haberler sürekli yazılyordu. Bugün kovulacak, yarın gidiyor, eşyaları topladı derken 2 seneyi devirip gitmişti brezilyalı hoca.

Bu defada haberler yalan çıkar mı bilmem ama onun resimlerinden oluşan bir slayt gördüm. beğendiklerimi burada yayınlıyorum.

Kaymak: Bild


Sevillanın Durumu


Yazının başında Racingli Canalesle başlayalım, kendisinde 2 ay önce şöyle bir post ile bahsetmiştik. Dün üçünce kez izleme imkanı buldum, fizik olarak zaten daha çocuk ama üzerine koyarak gideceği için ileride çok daha ekstra işler yapabilir duruma gelecek. Pas yüzdesi yüksek, devamlılığı olan bunun yanında özgüveni üst düzeyde bir isim.

Racing ile alakalı bir diğer hoş kısım Munitis. Real, Deportivo derken tekrar futbolu ile büyüdüğü takıma geri döndü. Ben hep beğenmişimdir, tam orta sıralara oynayan takımların yıldız oyuncusu. Bizde de böyle tipler vardır; Ceyhun gibi mesela. Belki büyük takımlarda çok göz önüne batmazlar yada neden burda diyebilirsiniz ama daha alt seviye takımları seyretmeniz için bir sebebtir.

Sevillaya gelirsek eğer, bir ara üçüncülüğe kadar çıkıp şampiyonluktan bahsediyorlardı. Bugünkü durum ise son altı maçta tek galibiyet alan, bununla birlikte futbol olarakta gittikçe kötüye giden bir takım haline gelmiş durumdalar.

Bugün oynanacak maçlarda Mallorca, Deportivo ve Getafe rakiplerini mağlup ederlerse 8. sıraya inecekler ki daha ne kadar dibe vururlar bilemiyorum.

Öyle iki gol yediler ki araya atılan tek topa koşu yapan ekstra adamı takip eden bir tane oyuncu çıkmadı. Canales'te elini kolunu sallayarak gitti golleri büyük bir soğukkanlılıkla yaptı. Hele ikinci golde kaleciyi geçtikten sonra vurmayıp geriden gelen Adriano'yu da çalımla kale içini sokuşu yok mu işte futboldan zevk almamıza sebep olan ufak detaylar bunlar dedirtti.

Bu arada Jimenez dene çapsız takımında bir şeyler yapmaya çalışan tek adam Perottiyi neden çıkardı anlamadım.

Dip not: Kone futbolu unutmuş, yeni bir takıma gitmesi kendisi için iyi olabilir mesela Fenerbahçe :)

Videoyu göremeyenler için link

Pelesenk

I’m tired of using technology, why don’t you sit down on top of me




Yaz gelsin artık:)

9 Ocak 2010 Cumartesi

Direğe Nişanlamak


Bizim yayıncı kuruluşumuz genelde şöyle çalışıyor. 4 büyük takımdan haberler, saçma sapan görüntüler, bol bol tekrar maçları, maraton ve gereksiz söyleşiler.

Ligin marka değerini arttıracak yada müşterilerini işin içine sokacak herhangi bir programı yok. Vatandaş ne diyor dışında (ki bu kadar gereksiz bir programı neden yapıyorlar anlamıyorum).

Bu programın daha önce Stoke City için olan benzerinden görmüştüm, buda Arsenal için olan.

Ben seyrederken çok eğlendim, keşke bizde de olsa dedim.

Mesela haftaya Denizlisporlu oyuncular arasında böyle bir yarışma yapılsa. Bir sonraki hafta D.bakıra gitseler. Gerekli malzeme sadece bir kameraman ve bir genç sunucu daha fazlasına gerek yok.

Tabi bunu yapmak için asıl gerekli olan insanlara iyi hizmet sunma isteği olmalı. Eeee bunu yapmak içinde hizmet sunduğunuz insanlara karşı sorumluluğunuz olduğunu düşünmeniz lazım.

Kabzımalın birini en değerli ürünü olarak gören bir kurum bu sorumluluğu ne kadar taşıyor. Bence Sıfır.

Onların iki koltuk atıp kahvedeymiş havasıyla salyalar saçarak konuşmaları daha çok işlerine geliyor. Nede olsa dedikleri gibi ligimiz kalitesiz.

Kaliteside sormazlar mı adama kalite olarak sen ne katıyorsun bu lige.


Arsenal Crossbar Challenge - The funniest bloopers are right here

Babel Gelirse


Gazetelerde Haldun Üstünelin Liverpool ile görüşmeler yaptığı ve bomba transferin Babel olduğu yazılıyor. Ne kadar gerekli yada gerçek mi değil mi bilmiyorum.

Merak ettiğim bir şey varsa o da Babel gelirse eğer yanında Danielle Llyod'u getirecek mi?

Malum bu güzel insan evladının eski sevgililerinden bir kadro oluştursak premier ligde şampiyonluğa oynar. Peki ülkemize teşrif ederse kimleri o takıma ekler.

Bence en büyük favorilerden biri Ferrari, plasede bayrampaşa ingilizcesiyle Arda. Ülke sınırları içerisinde kalırsa eğer Kazımda bu takımda iş yapabilir.

Daniellenin fotoğrafları için tıklayınız köşesi yapmadım zaten böyle bir transfer olursa bütün yerel gazetelerimiz ve sitelerimiz bu işi benim yerime yapacaklardır. Vakit ve Yeni şafak hariç :)

İşte Premier Lig Bu


Malum geçen hafta 2010 yılına girdik diye her yerde son 10 yılın en iyisi, kötüsü, güzeli, çirkini, falanı ve filanını seçtik.

Premier lig içinde böyle bir araştırma yapılmış ve son 10 yıın dökümü ortaya çıkmış. Hatta ilginç sonuçlar ortaya çıkmış desek daha iyi olur.

Lampard son 10 yılda en çok galibiyet gören oyuncuymuş tam 210 kez galibiyet sevinci yaşamış. Kendisini 196 ile Giggs ve 191 ile Scholes takip etmiş.


Galibiyet görme sayısında Lamparda geçilen müthiş galli 7 asist fazla yaparak ilk sırayı almış Son 10 yılda tam 83 asist yapmış, Lampard ise 76. Üçüncü sırada ise topçulardan Henry var 66 rakamı ile


En golcü isim asist sayısında üçüncü olmayı gururuna yediremeyen Henry, sekiz yılda 169 gol atmış. İkinci sıradaki Keane değişik takımlarda 113 gol atarken ilginç olan daha az forma şansı bulan sakatlanan yada ispanyaya transfer olan Owen'ın 102 gol ile 3. sırada olması.


Süper yedeğide araştırmışla ve buılmuşlar. Açıklıyorum ismini Kanu, tamı tamına 100 defa sonradan oyun a girmiş. Bunun için iyi mi desek kötü desek bilemiyorum. Ne 11 oynayacak kadar iyi diyebilirsin nede oynatılmayacak kadar kötü. İki ucu boklu değnek gibi bir durum. Diğer isim de Defoe  imiş tam 87 rakamı ile.


Hırçınlar listesinde Savage 80 sarı ve kırmızı kart ile ilk sırada ki hiç şaşırtıcı değil bu sonuç. Ardından Kevin Davies 74 ve Scott Parker 70 ile sıralanıyor.

Keşke bizde de böyle birşey yapılsa diyerek postu kapatıyorum.

Fransız Şanssızlığı


Şu günlerde Benzema hakkında transfer dedikodularını okuyunca aklıma Anelkadan başka birşey gelmiyor. Zamanında Arsen Wenger'e postayı koyup ardına bile bakmadan Madrid'e giden fransız oyuncu belkide kariyerinin en kötü kararını vermişti. Bazı söyleşilerinde bu kararının hatalı olduğunu da itiraf ettiğini okumuştum.

Anelka deneyiminden sonra fransızlar ile Madrid taraftarını barıştıran Zidane olmuştu ki ilk geldiği sezon ve ertesi yıl gerçek anlamda seyir zevkini tepe noktaya çıkarmıştı. Her iyi şey gibi bu birlikteliğinde bir sonu vardı ve bitti.

Şimdilerde Ribery ve Benzema ekseninde devam ediyor fransızlar ile ispanyol takımının ilişkisi. Bir yanda Ribery transfer edilecek diye çarşaf çarşaf haberler çıkıyor bir yanadan da Benzema gönderilecek fısıltıları dolaşıyor.

Neydi suçu acaba Benzemanın diyesi geliyor insanın, Lyonda gösterdiği performansın karşılığı 6 ay içinde göster(eme)diği performans sonucunda başka bir şans tanınmadan gönderilmesi mi?

Aslında belkide genç fransız için asıl şans bu olabilir, premier lige gidip yeteneklerini tekrar ispat etme şansı var elinde cümle aleme.  Sir Alex arıyordu bu günlerde bir golcü takımına belli mi olur belkide Cantonadan sonra ikinci bir fransız onlara iyi gelebilir. Zaten tanıtımda çekilen bu karede çok güzel olmuş.:)



Dip not: Reiziger Sahalarımızın gördüğü en tipsiz oyunculardan biriydi, resimde Anelkanın abisi gibi çıkmış. Benziyorlarmış bu açıdan bakınca :)

7 Ocak 2010 Perşembe

Lucesçu ve Brezilyalılar


Avrupada Fenerbahçe ile beraber en çok brezilyalı oyuncu bulunduran takım bizim çingene Lucescu'nun takımı Shaktar.

Son alınan isim ise yeni Ronaldinho denen birçok büyük takımın peşinde olduğu Gremiolu Douglas Costa. Transferi 6 milyon euro karşılığında gerçekleştirmişler ve oyuncu ile 2015'e kadar sözleşme imzalamışlar.

Bir ay önce gene Brezilya U-20 den gelecek vaat eden Alex Teixeira'yı almışlardı, bu ikinci isim aynı takımdan.

Doğru yoldan ilerliyorlar.




Kör Berber



Resim Boca antremanından, yorum yapmaya gerek yok başlık anlatıyor zaten. Genç oyunculara takımın abilerinin süprizi. Bazen galatasaraylı oyuncularda aynı yöntemi gençler üzerinde deniyor ama bu biraz vicdansızlık olmuş.