Senenin En güzel fotoğrafları benim için.
Kaymak: Sezyum.com
31 Aralık 2009 Perşembe
Neredesin Genç Turkcell'li
Hep spor hep spor olmaz; Bugün 2009 hakkında aklımda yer eden şeyleri yazacaktım. Fakat sabah bir açtım gazeteleri heryere zam yapılmış
Benzine zam
Köprüye zam
Elektriğe zam
Taşıt vergisine zam
Emlak vergisine zam
Ivıra zam
Zıvıra zam...
Devamı gelir herhalde yakında yeni zamlarda kapıya dayanır.
Korkum o ki bir sayaç takıp aldığımız nefesin metreküpüne de para isteyecekler.
Sorum sana genç turkcellli bir yer var mı bildiğin daha yaşanabilir. İnsanlarının daha mutlu olduğu varsa söyle oraya gidelim milletce.
7 yıldızlı otellerde gününü gün eden,anamızı alıp gitmemizi isteyen padişaha sesleniyorum.
"MAĞRUR OLMA PADİŞAHIM SENDEN BÜYÜK ALLAH VAR."
29 Aralık 2009 Salı
Seni Seçmedim Pikaçu
Tam anlamıyla yapılan bu, 2016 adaylığı için federasyonun Trabzon ve Şaraçoğlu için ortaya koyduğu düşünce.
Sen biraz otur pikaçu, charmeleon senin yerini alsın.
Peki ne kadar mantıklı, bir turnuva düzenleyeceksiniz ve adı üstünde eğlence sektörü bu. Bu sektörün en önemli geliri içki, yemek, hediyelik eşya gibi benzeri kalemler.
Sorunun kaynağıda aslında burda başlıyor. Halkalı da oturan biri olarak benim bile gitmek istemediğim stadyumda maç oynatmak ne kadar akıl karı.
Bir diğer haksızlıkta belkide ülke futbolunun en önemli futbol şehirlerinden bir tanesi olan Trabzonun değilde Konyanın seçilmesi?
Gelen futbol severlere Mevlana felsefesini mi öğreteceğiz, ki geleceğini düşündüğümüz yaş gruplarının içki ve seks bazlı eğlence düşüncesine Konya ne kadar uygun. Tabi belli olmaz belki gelip hayat felsefesi değişecek olanlarda olabilir.
Konu ülke gündemine Fenerbahçenin veryansını ile girdi isteyen bu linkten okuyabilir. Fakat onlarında birşeyleri düşünmeleri gerek yönetim olarak. 12 sene sonunda neden sürekli Federasyon yada kurumları ile bir çaltışma içindeler.
Bunun dışında bana göre açıklamada ki en can alıcı nokta şurası;
"Asya ve Avrupa kıtaları arasında uzanan İstanbul, ev sahibi adayı olduğu her organizasyonunda "kıtaları birleştiren şehir" imajı ile ön plana çıkmış ve bu güçlü yönü ile aday olduğu her organizasyonda ev sahipliğine seçilmişken, İstanbul'un Asya kıtasında bulunan parçasının ve bu parçasında mevcut potansiyelin EURO 2016 organizasyonu dışında tutulmasının akla sığan bir izahı var mıdır? "
Üzerinde düşünülmesi gereken budur aslında, düşünsenize açılış maçının saat 19 da asya yakasında, turnuvanın resmi açılışının ise saat 21'de avrupada olduğunu yada tam tersi yakalarda. Bunu yeryüzünde isteyipte yapabilcek başka ülke var mıdır?
Biz ne yapıyoruz onun yerine Kayseriden batıya bir çizgi çekiyoruz hoppp birde üstüne elimizde ki en hazır futbol stadyumunu park yeri sorununu bahane edip aday listeye almıyoruz. Sormazlar mı adama Olimpiyat stadının yol problemi, metro problemi, cevre düzenlemesi, rüzgar ve yaşam alanlarına yakınlığı problemlerini ne yapacağız.
Bu turnuvayı italya yada fransa bize yedirir mi?
Zannetmiyorum, fakat bizim adaylık sürecimizin işleyişi ile ilgili söylenebilecek ilk şey aşağıda ki karikatürde fazlasıyla mevcut.
Sen biraz otur pikaçu, charmeleon senin yerini alsın.
Peki ne kadar mantıklı, bir turnuva düzenleyeceksiniz ve adı üstünde eğlence sektörü bu. Bu sektörün en önemli geliri içki, yemek, hediyelik eşya gibi benzeri kalemler.
Sorunun kaynağıda aslında burda başlıyor. Halkalı da oturan biri olarak benim bile gitmek istemediğim stadyumda maç oynatmak ne kadar akıl karı.
Bir diğer haksızlıkta belkide ülke futbolunun en önemli futbol şehirlerinden bir tanesi olan Trabzonun değilde Konyanın seçilmesi?
Gelen futbol severlere Mevlana felsefesini mi öğreteceğiz, ki geleceğini düşündüğümüz yaş gruplarının içki ve seks bazlı eğlence düşüncesine Konya ne kadar uygun. Tabi belli olmaz belki gelip hayat felsefesi değişecek olanlarda olabilir.
Konu ülke gündemine Fenerbahçenin veryansını ile girdi isteyen bu linkten okuyabilir. Fakat onlarında birşeyleri düşünmeleri gerek yönetim olarak. 12 sene sonunda neden sürekli Federasyon yada kurumları ile bir çaltışma içindeler.
Bunun dışında bana göre açıklamada ki en can alıcı nokta şurası;
"Asya ve Avrupa kıtaları arasında uzanan İstanbul, ev sahibi adayı olduğu her organizasyonunda "kıtaları birleştiren şehir" imajı ile ön plana çıkmış ve bu güçlü yönü ile aday olduğu her organizasyonda ev sahipliğine seçilmişken, İstanbul'un Asya kıtasında bulunan parçasının ve bu parçasında mevcut potansiyelin EURO 2016 organizasyonu dışında tutulmasının akla sığan bir izahı var mıdır? "
Üzerinde düşünülmesi gereken budur aslında, düşünsenize açılış maçının saat 19 da asya yakasında, turnuvanın resmi açılışının ise saat 21'de avrupada olduğunu yada tam tersi yakalarda. Bunu yeryüzünde isteyipte yapabilcek başka ülke var mıdır?
Biz ne yapıyoruz onun yerine Kayseriden batıya bir çizgi çekiyoruz hoppp birde üstüne elimizde ki en hazır futbol stadyumunu park yeri sorununu bahane edip aday listeye almıyoruz. Sormazlar mı adama Olimpiyat stadının yol problemi, metro problemi, cevre düzenlemesi, rüzgar ve yaşam alanlarına yakınlığı problemlerini ne yapacağız.
Bu turnuvayı italya yada fransa bize yedirir mi?
Zannetmiyorum, fakat bizim adaylık sürecimizin işleyişi ile ilgili söylenebilecek ilk şey aşağıda ki karikatürde fazlasıyla mevcut.
28 Aralık 2009 Pazartesi
Santos ve David Luiz
Nedir haber devre arasında galakticosun bir sol bek transfer edeceği ve bu ismin ya Benficalı Luiz yada Bizim Santos olacağı.
Haber tamamen bu şimdi realin transfer politikasını eleştirmek istemiyorum ama bu iki isme nasıl karar vermişler.
Kriterleri tam olarak nedir?
Defansın ortasından devşirme sol bek bir isim olan Luiz hadi diyelim ilk tercihleri. Sert, savunması kuvvetli bir isim arıyorlar dedik kendi kendimize. Peki Luizin alternatifi Santos mudur.
Diğer taraftan bakarsanda başka sorun, Santos ince işleri yapan daha naif bir adam. Böyle bir oyuncu ilk düşündüğünüz isimse neden gidip alternatif olarak David Luizi tercih edersiniz.
Tabi işin maddi yönüne de bakmak lazım,15 milyon eurodan bahsediliyor. Fiyat gayet tatmin edici. Bana göre şuan ligimizde bu değere satılmayacak oyuncu yok ve böyle bir teklif red edilir mi? Edilirse neden edilir anlamakta güç.
Sanki Züperrr ligimizde oynayacak sol bek bulmak zormuş gibi davranmak saçma. Sonuçta Real seviyesinde bir takımda sol bek oynamak her baba yiğidin harcı değil ama üç büyüklerde sol bek oynamak için bir dünya isim sayabilirim gözü kapalı.
Pelesenk
Uzun oldu, ne zor oldu
Kalp yoruldu dön gel, herşey kalsın
Yalnız aşkla, yalnız aşkla dön gel
Kalp yoruldu dön gel, herşey kalsın
Yalnız aşkla, yalnız aşkla dön gel
27 Aralık 2009 Pazar
www.pinokyo.org
Kulübümüzün bu futbolcunun medyaya yaptığı iddia edilen açıklamalarla hiçbir ilgisi yoktur. kendisine yönelik her hangi bir transfer girişimimiz kesinlikle söz konusu değildir.
Kamuoyuna duyurulur
Fenerbahçe Spor Kulübü
Ne zaman böyle bir haber görsem aklıma bu karikatür gelir, sayfanın editörüne gitsin.
Git artık...
2008/2009 sezonunun başıydı Aziz başkan kişisel sebeblerle( para dediler ama inandırıcı değil) Zicoyu göndermiş, kafasına en çok uyan hoca ile çalışmaya başlamıştı. O hoca ki avrupa şampiyonu olup direk türkiyeye inmişti. Zico giderken açıklamalar genelde şu yöndeydi "İstikrardan yanayız". Zaten istikrardan ne anladıklarını 70 yaş üstü bir isim getirerek cümle aleme gösterdiler. Şimdide istikrardan, 2010 da F4 hedeflerinden hiç bahseden basketbol şubesi çalışanı gördünüz mü?
Koca salona 2bin kişiye derbi, 500 kişiye euroleague maçı oynamanın sebeblerini umarım bu gece evlerine gittiklerinde düşünürler.
Birde şu söylemlerini unutmasınlar "Fenerbahçe gücünü taraftardan alır". Bu kadar takımından kopmuş bir taraftarın sorununun ne olduğuna bir zahmet biraz kafa yorsunlar.
Son sözümde tanjevic'e "İstifa etmekde erdemdir"
dipnot:resim salsabasketten
25 Aralık 2009 Cuma
Alex Röportajı
Globoesportes Alex ile Röportaj yapmış, yeni yayınlanan bir program 22 Aralık gününe ait.
Alexin Brezilya dönemi, Fenerbahçede yaşadıkları Aykut Kocaman, stadyum ve istanbulda brezilyalı bir futbolcunun yaşadıkları üzerine.
Baştan sona dinlenesi bir video tabi portekizceniz varsa. Fakat gazetelerimizin daha önce Alex Coritibaya gidecek diye verdikleri haberleri düşününce insanın aklına bir sürü soru geliyor. O haberde eski takımın bugünkü halinden, aldığı cezadan ve önümüzdeki dönemden bahsedilirken bizim müthiş portekizcesi olan (sabahtı yamulmuyorsam) gazetecimiz yıldızın takımda huzursuz olduğunu falan yazıp geri döneceğini söylemişti.
Bu röportajı görünce acaba bizim basınımızda nasıl çevirisi yapılacak düşüncesi geldi aklıma, yarın öbürgün görürüz.
Alexin Brezilya dönemi, Fenerbahçede yaşadıkları Aykut Kocaman, stadyum ve istanbulda brezilyalı bir futbolcunun yaşadıkları üzerine.
Baştan sona dinlenesi bir video tabi portekizceniz varsa. Fakat gazetelerimizin daha önce Alex Coritibaya gidecek diye verdikleri haberleri düşününce insanın aklına bir sürü soru geliyor. O haberde eski takımın bugünkü halinden, aldığı cezadan ve önümüzdeki dönemden bahsedilirken bizim müthiş portekizcesi olan (sabahtı yamulmuyorsam) gazetecimiz yıldızın takımda huzursuz olduğunu falan yazıp geri döneceğini söylemişti.
Bu röportajı görünce acaba bizim basınımızda nasıl çevirisi yapılacak düşüncesi geldi aklıma, yarın öbürgün görürüz.
24 Aralık 2009 Perşembe
İlk Yarı Biterken
Hemen hemen yayınlanan bütün maçları seyrettim, hazır liglere ara vermişken (bence) en iyi onbiri yazayım.
1-Rüştü
2-Ali Tandoğan
3-R.Carlos
4-Ferrari
5-Lugano
6-Arda
7-Volkan Şen
8-Emre
9-Ernst
10-Alex
11-Makakula
Sol bek bulamadım dişe dokunur ustalara saygı kuşağı sebebiyle Carlos'u uygun gördüm. Ayrıca Alex ve Kewell arasında çok kararsız kaldım ama brezilyalı oyuncunun 3 maç eksik 7 gol 7 asistlik performansı daddy cool'un 9 gol 4 asistini ikinci plana atmama sebeb oldu.
21 Aralık 2009 Pazartesi
Guiza Vol. Bilmem Kaç
Sinemada olduğum için maçı seyredemedim eve gelir gelmez tv başına geçtim tam o sırada maratonda haftanın kaçan top 10 golü diye birşey vardı. İlk yarıda kaçırdığı golü gördüğümde skoru hala bilmiyordum.
Pozisyonu gördükten sonra garip bir gülümseme hali aldı. Eskiden çok kızıyordum böyle saçma sapan vuruşlar yapmasına ama artık sadece koca koca tebessüm ediyorum.
4 senemizi Kezman ve Guiza gibi iki kazmanın yaptıklarıyla heba ettik, yazık valla bize de yazık başkan. Hadi kendi sağlığın bozuldu Fenerbahçe başkanı olduktan sonra fakat bizden ne istiyorsun. :)
Avatar
Film için herşey söylenebilir; Fantastik olmuş, inanılmaz, güzel olmamış, sıradan konu vs. Fakat sinema tarihini kökten değiştirecek demek fazla iddialı olur.
Öncelikle işin başında ki insan zaten filme gitmek için bir sebeb. Titanik tarzı aşktı, ölümsüz sevdaya vurulduk tarzı filmleri sevmem bu yüzden sinemada seyrememiştim ama yönetmen koltuğunda James Cameroon olunca insan ister istemez iyi bir işle karşı karşıya kalacağını düşünüyor.
Hele ki film çekimi 4 yıl gibi bir süre alınca dahada heyecanınız artıyor.
Trabzon-Fenerbahçe maçı da vardı ama ben genede 9 seansına gitmekte bir sorun görmedim. İstinyeparkta imax salonda seyrettim, seçimi özellikle bu salon yaptım çünkü madem güzel bir yemek yiyeceğiz sunumu güzel olsun.
Filmin kesinlikle üç boyutlu seyredilmesi gerekiyor, çünkü anlatılan dünya (pandora) masal dünyasından çıkmış gibi.
Başlangıcı ile beraber insanın Na'vi olası geliyor, mavi uzun ama bir o kadar şirin yaratıklar düşünülmüş kahraman olarak. Ufak bebekleri yapılırsa kesinlikle çok satar.
Asıl oğlan Jake'in yerinde olmak isteyecek hatta bu masalda ben yaşamak istiyorum diyecek çoktur son yazısı görüldüğünde(ki biterken öyle bir yazı yok).
Çıkarken aklımda şu vardı, bunu hayal eden bir insan olamaz. Sınır tanımayan, yaratılan hayvanlardan bitkilerin şekline davranış biçimlerine, Na'vi ırkının doğadaki her canlıyla bağ kurmasını sağlyan saçlarında ki uzantılara kadar yaratılış ötesi bir düşünce tarzı.
Kesinlikle sinemanın gücü son demine kadar kullanılmış, tek kusur bana göre insanın kaynak kurutan sınır tanımayan açlığını anlatırken yaratılan asker figürü. Nefret edilen tarafta amerikan askeri var ama o askerin illa yüzüne bakıldığında tükürme hissi uyandırması gerekmiyor.
Normal eli yüzü düzgün sokaktan geçen herhangi bir karakterde olabilirdi oynayan çünkü bilmesekte aslında hepimizin içinde hep daha fazlasına sahip olmak var. Bazen para olabilir bu bazende başka birşey ama hep fazlasını isteriz.
16 Aralık 2009 Çarşamba
Carlosu Seyretmek
Gelişinde yaşlandı diye dudak bükenler oldu ama 25 yaş ve üstünde olanlar için belkide futbol tarihimizin en heyecan verici transferiydi.
Dünya futbolunun yetiştirdiği en komple sol bek. Sol bek kavramını değiştiren isim, daha savunmacı ya da daha dengeli çok oyuncu akla gelebilir; benim ilk aklıma gelen Ashley Cole.
Bütün bu isimlerden ayıran ilk özelliği sahada oyunu güzelleştiren hareketleriydi, taraftara neşe katan tipte bir adam. Tam televizyonda seyretmek istenecek, hal ve tavırlarıyla insanı güldürecek biri.
Hele böyle bir bünyeye allahın bahşettiği o sol ayak, hız ve oyun zekasıda eklenince insanın izlemeye doyası gelmiyor.
Aziz Yıldırımın bir çok eleştirilecek yada alkışlanacak icraatı olabilir. Bunların arasında sadece kendi taraftarlarının sevindiği yada rakiplerin sevindikleride olabilir fakat belkide ilk defa yaptığı bir şey bütün futbol severlerden takdir görmeli yada gördü.
Minik dev adamı canlı canlı seyretme imkanı verdi. Ben en azından 15 defa çıplak gözle seyredebildim, inşallah benim gibi onu yeşil sahada 50 metre mesafeden seyretme imkanı yakalayan çok olmuştur.
7 Aralık 2009 Pazartesi
Tersine Dünya
Zamanında takımlarımızın ligin kalitesizliği ve rekabetrsizliği yüzünden arvupa da sıra takımlarına bile kafa tutamadığını, arada bir kaç süslü galibiyet dışında istikrarı yakalayamağını konuşurduk.
Bugün ise ligin tepesindeki Galatasaray ve Fenerbahçede durum tam tersi olmuş durumda, liglerinde evlerinde yada deplasmanda galibiyet alamazken ecnebi rakiplerine karşı öyle yada böyle üstünlük kuruyorlar.
Dün akşam ki İ.B.B maçı da aslında buna hafiften örnek gibi, pana karşısında çok zor olmayan bir galibiyetten sonra ızdırap gibi geçen bir son 15 dakika geçirdi Samiyendekiler. Sonuçta gene son anlarda kaybedilen bir iki puan gözleri klasik büyük takım refleksiyle hakemlere çevirdi. Zaten mustafanın fotoğrafı açıklıyor bütün ruh halini. Üstünü başını parçalamak geliyor insanın. :)
Anadolu yakasında da durum pek farklı değil, al birini vur ötekine diye buna derler. Twente maçında girilen bir sürü pozisyona rağmen tek gollü galibiyet ardından çıkılan Eskişehir deplasmanında ise duran top dışında rakip ceza sahasına giremeyen bir takım.
Üstüne birde hakemler için savaş açmalar falan, şuan savaş açılacak bir kurum varsa o da futbol takımıdur topyekün. Umursamaz hareketler, bitsede gitsek havasında geçen değil tempo yapmak yürümeye mecali olmayan oyuncular grubunu harekete geçirmek asıl gerekli olan.
Başta dediğim gibi dünya tersine işliyor Daum ligi domine ettiği zamanlarda çok eleştirilirdi şu sözü yüzünden ama galiba amacına ulaştı. Takımı Avrupa da oynama tecrübesi kazandı, tabi yerseniz :)
Şampiyon...
-- Ve Brezilya da şampiyon Flamengo oldu, kabus gibi bir başlangıç yaptılar ama son 17 maçta 12 galibiyet 4 beraberlik tek mağlubiyet ile kupaya uzandılar.
-- Adriano Ziconun rekorunu kıramadı son 3 haftada 2 gol atması yetecekti ama olmadı. Gene de gol krallığını Tardelli ile paylaştı, şimdi ise Milana gidip gitmeyeceği konuşuluyor.
-- Fla da sevinç tepe noktada, ezeli rakip Fluminense de de sevinç var. Belki de ligden düşseler bu seneyi iki takımın taraftarı unutmayacaktı yıllar boyunca.
-- İnternacional rahat bir galibiyet aldı ve tarfatarın kulağı Maracanadan gelecek Gremio galibiyet haberindeydi ama istedikleri haber gelmedi.
-- Sao Paulo üzün süre ligin tepesinde takıldı son haftalara girerken koltuğu kaybettiler. R. Ceni'nin ve Washingtonun hat-tricki ile rahat bir galibiyet aldılar. Washigolün ilk iki golü nasıl bir yetenek olduğunu zaten gösteriyor. Hele ikinci golü birinci sınıf, keşke daha fazla canlı seyretme imkanımız olsaydı.
Bu da şampiyonluk maçının golleri efendin izlemek isteyenlere.
Etiketler:
Brezilya Seri A,
Flamengo
6 Aralık 2009 Pazar
San Siro Günleri
Sezon kötü başladı koca Milan için, taraftar için daha da kötü başladı. Kaka gibi bir süperstar gitmiş. Üstüne genç fransız yetenek Gourcuff geri dönmeyi red edip kiralık gittiği yerde kalmaya karar vermiş.
Olabilecek en kötü durum bu olsa gerek. En önemli silahınızı kaybettiğiniz gibi bir de onun yerine koyacağınız ikinci ismi de elinizde olmadan satmanız gerekmiş. Durumu daha da kötüleştirecek bir diğer durum doğru düzgün transfer yapmamak olurdu ki. Galliani Huntelar dışında para harcamamayı seçti.
Arka arkaya gelen puan kayıpları ligin dibine kadar inmeler, Leonardo'nun koltuğunu kaybedeceği söylentileri derken, bir tercih herşeyi değiştirdi.
Borriello belki de Milan takımında ki en yetenekli forvet yada en kaliteli gol ayağı da değil ama takımın işlemesinde ki en önemli isim.
9. hafta takımın onbirinde yer bulmaya başladı ve o günden beridir sürekli gol atmadı toplam 4 golü var ama takımına ileri uçta ayrı bir dinamz kattı.
Bunda Pato ve Ronaldinhonun da yardımını gördü, aslında bu oyuncuların yardımına koştu desek daha doğru.
İnter'in Juve deplasmanında kaybetmesiyle fark 4 puana düştü, devre arasına kadar dişlerini sıkarlarsa belkide ikinci yarı şampiyonluktan bile ciddi ciddi bahsetmeye başlayacağız.
Olabilecek en kötü durum bu olsa gerek. En önemli silahınızı kaybettiğiniz gibi bir de onun yerine koyacağınız ikinci ismi de elinizde olmadan satmanız gerekmiş. Durumu daha da kötüleştirecek bir diğer durum doğru düzgün transfer yapmamak olurdu ki. Galliani Huntelar dışında para harcamamayı seçti.
Arka arkaya gelen puan kayıpları ligin dibine kadar inmeler, Leonardo'nun koltuğunu kaybedeceği söylentileri derken, bir tercih herşeyi değiştirdi.
Borriello belki de Milan takımında ki en yetenekli forvet yada en kaliteli gol ayağı da değil ama takımın işlemesinde ki en önemli isim.
9. hafta takımın onbirinde yer bulmaya başladı ve o günden beridir sürekli gol atmadı toplam 4 golü var ama takımına ileri uçta ayrı bir dinamz kattı.
Bunda Pato ve Ronaldinhonun da yardımını gördü, aslında bu oyuncuların yardımına koştu desek daha doğru.
İnter'in Juve deplasmanında kaybetmesiyle fark 4 puana düştü, devre arasına kadar dişlerini sıkarlarsa belkide ikinci yarı şampiyonluktan bile ciddi ciddi bahsetmeye başlayacağız.
Eskişehirspor 2 - 1 Fenerbahçe
Herşey Antep maçının 2. yarısının ilk düdüğüyle başladı, galibiyete alışmış bünyeler sallanmaya. Baskıyı çok hissetmeyen ve yeni yeni birbirine alışan takım çözülmeye başladı.
8 hafta boyunca öyle yada böyle mücadele eden, başkanının istediği gibi rakiblerini ısıran oyuncular yavaş yavaş durmaya başladı.
Gökhan Gönül ve Alex'in durması ise bütün hücum gücünü bitirdi, zaten zordur kötü sezondan sonra gelen ilk maçlar. İyi başlarsanız "devamı gelecek mi" endişesi sarar, kötü başlarsanız "bu sezonuda kaybettik korkusu".
Bugün iki takımda birşey oynamadı, zaten doğru düzgün kalecileri yere yatıran pozisyon da yok. Bu maçı seyretmek için ancak taraf olmanız lazım, hemde iyi bir taraf. Yoksa çekilir gibi değil.
Oyun Daum'un seçimleri ve formsuz oyuncuların uykulu ruh halleriyle seyircilerin belleğini boğuyor.
Daum'un oyuncu kazanmak adına yaptığı Santos ısrarı farkında olmadan brezilyalının taraftar gözünde ki bütün kredisini bitirmek üzere. İkinci yarının başlaması ile arka arkaya iyi maçlar çıkarmak zorunda, yoksa işi çok zor.
Bir diğer tercih sorunu ise Alex, tamam bir pasta oyunu değiştirebilir ama neredeyse pas verecek mecali yok.
Yıllardır hocaların eleştirilmesinin başlıca sebebi Selçuk oldu. Bugün Abdülkadir oynasaydı 11 de Selçuğun verdiği performansı veremez miydi. Bu gençlerin Selçuğun yerine kötü oynamasını kabul edecek belkide binlerce taraftar var.
Ya da Özer Santos ve Alex'in verdiği katkıyı veremeyecek kadar kötü müdür? Yoksa Sakat mıdır? Açıklanmayan yada bilinmeyen bir şeyler var samandıra da yaşanan.
Oyunun içine dışına girmiyorum, sadece anlamadığım 6 hafta da 1 galibiyet alan takımın sorumluları neden bu kadar kayıtsızdırlar.
Sene başında Daum büyük konuşmuştu "6 da 6 gören var mı" demişti, şimdi burdan soralım 6 da 1 gören kaç teknik direktör geldi acaba bu takımın başına.
Bu arada Rıza Çalımbay "Fener kötü biz çok iyi oynadık" demiş, iyi oynayan es-es bu ise kötü oynayanı tahmin bile edemiyorum.
4 Aralık 2009 Cuma
Pelesenk
Yaşarın sesini özlemiştim. Bu tarz şarkıları daha bir güzel söylüyor.
Seni severdim
Ve sana rağmen yine severdim.
Seni severdim
Ve sana rağmen yine severdim.
Gel İnsafsız!!
Ligimize gel(e)meyen bir çok yıldızdan biridir, her transfer sezonunda Fenerbahçeye geldi gelecek.
İmzaladı, vazgeçti.
Ali Koç'un villasında, Otelde.
Orada, burada, şurada derken.
Transfer sezonu biter fakat Fred'in ismi gazete manşetlerinden düşmez.
Sene başında Lyondan ayrılıp Fluminenseye transfer olduktan sonra ha bugün ha yarın Türkiyeye gelecek dendi.
Sonra sakatlanınca ve formdan düşünce ismi gündemden çıktı.
Seri A da 13. hafta sakatlanınca Geri dönüşü yaklaşık 15 maç sürdü. Daha sonra bir döndü pir döndü 9 maçtan yanlızca birinde boş geçti. 8 gol ve 1 asistle ligde takımının sonunculuktan kurtulmasında esas rolü kaptı.
Sudamerika kupasında ise 6 maçta 5 gol 1 asist sayısına ulaştı.
Gerçekten sevdiğim oyuncuların arasında gelir, yurdumuza gelir mi bilmiyorum ama canlı seyretmek keyif verir. Hele ki Guiza gibi bir ömür törpüsünü seyretme zulmüne maruz kaldıktan sonra.
İmzaladı, vazgeçti.
Ali Koç'un villasında, Otelde.
Orada, burada, şurada derken.
Transfer sezonu biter fakat Fred'in ismi gazete manşetlerinden düşmez.
Sene başında Lyondan ayrılıp Fluminenseye transfer olduktan sonra ha bugün ha yarın Türkiyeye gelecek dendi.
Sonra sakatlanınca ve formdan düşünce ismi gündemden çıktı.
Seri A da 13. hafta sakatlanınca Geri dönüşü yaklaşık 15 maç sürdü. Daha sonra bir döndü pir döndü 9 maçtan yanlızca birinde boş geçti. 8 gol ve 1 asistle ligde takımının sonunculuktan kurtulmasında esas rolü kaptı.
Sudamerika kupasında ise 6 maçta 5 gol 1 asist sayısına ulaştı.
Gerçekten sevdiğim oyuncuların arasında gelir, yurdumuza gelir mi bilmiyorum ama canlı seyretmek keyif verir. Hele ki Guiza gibi bir ömür törpüsünü seyretme zulmüne maruz kaldıktan sonra.
Brezilya Yılın Golü?
GloboEsporte Brezilya Seri A da yılın golü için adaylar belirlemiş. Benim oyum Ronaldo'ya ama Nilmar'ın golüne haksızlık yapmakda istemiyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








.jpg)













